|
MOTELIMIZIN PENCERESINDEN EREGLIYE BAKIS

DOĞAL YAPI:
Tekirdağ iline 40 km uzaklıkta olan Marmara Ereğlisi, Tekirdağ ilinin en doğuda yer alan ilçesidir.
Kuzey ve batıdan Çorlu, doğudan İstanbul ilinin Silivri ilçesine komşudur. Güney yönden ise Marmara Denizi
ile sınırlıdır. 183 km2 yüzölçümü ile Tekirdağ ilinin en küçük ilçesidir.
M.Ereğlisi, Trakya kıyılarından Marmara’nın içine doğru uzanan bir burnun ucundadır.Daha
ilk bakışta göze çarpan iki önemli özelliği vardır. Bunlardan ilki doğusunda yer alan çapı 1600
metreye yaklaşan ve daireye yakın güzel bir tabii koydur. Öteki kıyıları sellerin ve akarsuların
taşıdığı topraklar ile yüzyıllar boyunca sağlaşmıştır.
İlçe arazisinin büyük bölümü, alçak düzlüklerden oluşur. Kıyı boyunca genellikle doğal kumsallar
yer alır. Kıyı çizgisinden sonra 20 metreye kadar yükselen iki kıyı taraçası sıralanır.
Nihayet daha geride 100-150 m. yükseklikler arasında aşınım düzeyi başlar. İlçenin en yüksek
kesimi, batıda Çeşmeli Köyü ve çevresidir. Burada Sarıyer tepe (161 m), Pazarlı tepe (154 m) başlıca
yükseklikleri oluşturur.
İlçede en fazla kahverengi orman toprağı ile kızıl renkli topraklar yaygındır.
Yıllık sıcaklık ortalaması 13.5 co dir. Yaz mevsiminde sıcaklık ortalaması 22co civarındadır.
Kış mevsimi Trakya’daki bir çok yerden daha ılık geçer. Kar yağışlı gün sayısı
fazla değildir.
Yıllık yağış ortalaması 580 mm. civarındadır. Yağışlar daha çok kış
aylarında toplanmıştır. Yaz aylarında güney batı doğrultulu lodos rüzgarı, kısa
süreli ani sağnaklara neden olmaktadır.
TARİH:
Gerek coğrafi konumu, gerekse Perinthos adında bulunan -nt- çift sessiz harfi dolayısıyla burada koloni
kurulmazdan önce de yerleşimlerin olabileceği olasılığını ortaya koymaktadır. Perinthos
‘a çok yakın iki tarih öncesi yerleşmesinde, Kamaradere ve Toptepe Höyüğünde İ.Ö.4300 yıllarına
tarihlenen buluntular bulunması bu savı arkeolojik olarak belgelemektedir.
Antik çağlardaki ismi ile Perinthos’un adının kökeni ve tarihi hakkında çeşitli tartışmalar
vardır. Tarihçi Heredot Perinthos’un adının kökeni ve tarihi hakkında tartışmalar vardır.
Tarihçi Heredot Perinthos’un bir Trak kalesi olduğundan ve Perinthosluların saldırılarda özgürlüklerini
yiğitçe savunduklarından bahseder.
Antik kaynaklar ve Arkeolojik belgelerden edinilen bilgilere göre İ.Ö.600 yıllarında Samoslu kolonistlerce
kurulmuştur. Trakyanın ticarete atılmasından sonra kurulan kent iki doğal limana sahip olmasından
dolayı bütün çağlarda önem kazanmıştır. Perinthos’un kuruluş efsanesinde Herakles (Herkül)ve
elinde meşalesiyle Artemis yer alır. Bu nedenledir ki İ.S.2. yy.dan sonra ismi HERAKLEİA olarak değişir.
( Anadoludaki bütün Heraklia kentleri günümüzde Ereğli olarak adlandırılmıştır. Örneğin:
Konya Ereğlisi ve Karadeniz Ereğlisi ).
Kuruluşundan kısa bir süre sonra İ.Ö.570 yılları civarında Selymbria ( Silivri ) koloni kentini
kuran Megalılar Perinthos’u ele geçirmek ister. Ancak başarılı olamazlar. Bu sırada doğudan
gelen başka istilacılar vardır. Pers kralı Dareus İ.Ö.514-513 yıllarında Tuna’nın
kuzeyindeki İskitlere karşı yaptığı seferi sırasında Trakya’yı Pers hakimiyeti
altına alır. Bu sırada Perinthos’ta Pers egemenliğine girmiştir. Perslerin İ.Ö. 476-475
yıllarında Kimon tarafından yenilgiye uğratılarak Trakya’dan çekilmelerinden sonra Perinthos
yeniden bağımsızlığını kazanır.
Bu tarihten Makedonya saldırısına kadar kent hakkında fazla bilgi yoktur. Makedonya kralı II.Philip
Heraion Teichos’a (Bu günkü Karaevli köyü altı, Çitlenbik deresinin denizle birleştiği alan) kadar olan
bölgeyi Odyris Kralı Kersepleptesi yenerek zaptetmişti. İ.Ö.341 ( Karaevli altında 1997 yılında
Tekirdağ Müze Müdürlüğü tarafından yapılan kazıda bulunan kıralın büyük bir olasılıkta
Kersepleptes olduğu tahmin edilmektedir. ) II. Philip Perinthos’u kuşatmasına rağmen, bu kuşatma
başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Ancak II.Philip’in oğlu Büyük İskender daha
sonra Perinthos’u egemenliği altına almıştır. Perinthos’ta Büyük İskender döneminde
( İ.Ö. 336-323) darphane kurulmuş, Büyük İskender bu darphanede kendi adına sikke (madeni para) bastırmıştır.
Daha sonra kent Romalıların müdahalesiyle bağımsızlığını kazanmıştır.
İ.Ö. 72 yılında Orta Karadeniz kıyılarına hakim olan Pontus kralı Mithridates batıya
doğru ilerlemiş bir çok batı kentlerini ele geçirdikten sonra Perinthos’u da kuşatmış
ancak almaya muaffak olamamıştır.
İ.S. 19 yılında Roma İmparatoru Tiberius Trakya’ya Vali göndermeye başlamıştır.
Böylece Trakya Romaya bağımlı bir devlet haline gelir. İ.S.46 yılında İmparator Cladius,
Trakya kraliyet sülalesini bertaraf ederek Roma eyaletini kurar. Roma döneminde eyalet valisinin ikametgahı perinthos’tur.
Kapsamlı bir ticaret ve gelişmiş ekonomisiyle büyük sahil yolu üzerindeki konumu ve limanları ile Perinthos
Marmara denizinin kuzey kıyısındaki en önemli koloni kentidir. Askeri açıdan çok önemlidir. Özellikle
üzerinde bulunduğu yollar sayesinde önemi artmıştır. Roma çağında “Viva Egnatia”
adı verilen ve Adriyatik kıyısındaki Dyrrachium’dan başlayıp Byzantion’a (İstanbul)
ulaşan sahil yolu ile Singidunum’dan (Belgrad) başlayıp Perinthos’ta sona eren ordu yolu üzerindedir.
Romalı askerler Marmara’nın Güney Sahillerine Perinthos’tan kalkan gemilerle ulaşmaktadırlar.
İ.S.196 yılında Roma İmparatorluğu ile Byzantion (İstanbul) arasında çıkan anlaşmazlıkta
Perinthos Romanın saflarında yer almıştır. Çıkan savaşta Byzantion yenilince Roma İmparatoru
Septimus Severus Byzantion’u köy statüsüne indirerek eyalet merkezi olan Perinthos’a bağlamıştır.
Bu savaş anısına Septimus Severus Büyük bir heykelini Perinthos’a diktirmiştir. Bu dönemde Perinthos
oldukça hızlı gelişmiştir.
İmparator Aurelian’ın ölümünden sonra (İ.S. 3 YY.) Perinthos’un ismi Heraklia (Herakles’in
Kenti) olarak değiştirilmiştir. Daha öncede belirttiğimiz gibi bütün Heraklia kentleri bugün EREĞLİ
olarak anılmaktadır.
İ.S. 4-5. YY.da Heraklia halı dokuma yeri olarak ün salmıştır. Roma İmparatorluğunun İ.S.395
yılında ikiye ayrılmasından sonra başkentin Kostantinapol olmasıyla önemini giderek yitirmeye
başlamıştır.
Bizans İmparatoru Anastasius (491-5189 Justinianus 8527-565) zamanlarında Heraklia büyük bir onarım ve yeni
yapılaşma yaşamış ve bir kez daha önem kazanmıştır. Bu dönemlerde Perinthos’un
dini bir piskaposluk merkezi olduğu yazılı kaynaklardan öğrenilmektedir. Ayrıca Dr.Nuşin Asgari
ve Tekirdağ Müze Müdürlüğü tarafından yapılan sur içi kazılarında bu döneme ait iki büyük Bazilikanın
bulunmasıyla bu durum yazılı belgeler ve kalıntılarla birlikte kanıtlanmıştır.
4.-5. ve 6. YY. da kentin nüfus yoğunluğunun çok olduğunu belirleyen bir başka belgede, yine son yıllarda
Tekirdağ müze Müdürlüğünce saptanan ve bir kısmında kazı yapılan kaya mezarlarıdır.
Zeminin kumtaşı olması nedeniyle Marmara Ereğlisinin kuzey doğu ve batı kesimi o dönemde büyük
bir mezarlık alanı olarak kullanılmıştır. Bu dönemde Perinthos’un su sorunu, bu gün Veliköy
beldesinin güney doğusunda yer alan Çukurçengel su kaynaklarından elde edilen suyla sağlanmıştır.
Su kaynaklarının bulunduğu bölgede havuzlar ve kanallar yaparak sonra da pişmiş topraktan yapılan
su künkleriyle su Perinthos’a kadar taşınmıştır. Bu gün dahi Marmara Ereğlisinde iki adet
çeşmenin suyu bu su kaynaklarından gelmektedir.
Bugünkü yoğun yerleşmenin altında kalan antik şehir çok büyüktür; Sadece Akropolün uzunluğu yaklaşık
1.5 km.’yi, genişliği 500 m’yi aşmaktadır. Doğu – Batı doğrultusunda
uzanan yüksek bir yarımada olan bu Akropol’ün kuzeyinde Perinthos koyu ve limanı, kuzey batı eteklerinde
ise yaygın bir aşağı şehir kesimi ve bu şehri kuzeyden geniş bir nekropol alanı çevreler.
Akropol’ün kuzeyi ve batısını, bir de aşağı şehri çevreleyen surlar Perinthos’un
en belirgin kalıntısıdır. Akropol’ün1/3’ü askeri bölge içinde kalmaktadır. Akropol’ün
güneyinde Bizans kaya mezarları yer alır. Kuzey doğuda Mola Burnu içinde yer alan limanın içi bugün dolmuş
ve sığlaşmıştır. Burundan çıkan dirsekli mendireği ise denizin içinden Kılkaya
Fenerine kadar izlemek mümkündür.
Akropol’ün üzerindeki antik yapıları doğudan batıya sıralayacak olursak Mola Burnu’nun
kuzey yamacında tonoz geçitli bir tuğla yapı kalıntısı, Akropol’ün güney yamacında
bir tiyatro yeri, ortalarında bir yapının çift tonozlu terası, batı ucunda büyük bir Bizans Kilisesi’nin
kalıntısı, güney batı yamacında ise Bizans yapı kalıntısı görülür.
Marmara Ereğlisi Koyunu kuzeyden Kamara dereden başlayarak şehri bir yarım ay şeklinde Nekropol çevirmektedir.
Bu Nekropolde arkaik çağdan itibaren Bizans çağı içlerine kadar uzun bir zaman süresince çeşitli tipte
mezar stelleri, lahitler, mezar sunakları ve mezar anıtları kullanılmıştır. Bunlardan ortaya
çıkarılanlar Tekirdağ Müze Müdürlüğü’nde ve Marmara Ereğlisi içinde yer alan açık hava
müzesi olarak ayrılan alanda koruma altına alınmışlardır.
Şehrin kuzey batısındaki düzlükte antik su yolu kalıntısı ve Osmanlı su terazisi ile çeşme
şehrin İstanbul girişindeki yolda toprağın yüzeyinde izlenebilen antik duvar kalıntıları
da yer almaktadır.
Aşağı şehir surlarının üstünde inşa edilmiş olan “Konstantin’in Evi”olarak
adlandırılan Konstan evi Rum Evi bulunmaktadır.
Evin güneyinde Akropol’ün hemen altında yaklaşık 220 m. uzunlukta stadion yer almaktadır.1986 yılında
yapının Krypthoportikus denilen alt geçidin anıtsal giriş kapısının yeri tespit edilmiş
ve 1987 yılında yapılan kurtarma kazısıyla da ortaya çıkarılmıştır.
Akropol tepesinin kuzey yamacında St. George Kilisesi bulunur.
Marmara Ereğlisi’ndeki taşınmaz kültür varlıkları Kültür Bakanlığı tarafından
koruma altına alınmıştır.1.derece Arkeolojik sit alanları yeni yapılanmaya kapalı
olup 2.ve 3. derece arkeolojik alan ilan edilen bölgelerde Müze denetiminde inşaat yapılmaktır.
Tekirdağ ile Marmara Ereğlisi arasında bulunan ve Marmara Ereğlisine 5 km. uzaklıkta Toptepe Höyüğünde
yapılan kurtarma kazısında önemli buluntular ortaya çıkarılmıştır. Eski bir yerleşim
yeri olan Toptepe’de Tekirdağ Müze Müdürlüğü ve İ.Ü.Edebiyat Fakültesi Prehistorya bölümünden Doç.Dr.Mehmet
ÖZDOĞAN ile birlikte yapılan kurtarma kazısında Kalkolitik çağa ait önemli veriler bulunmuştur.
Marmara Ereğlisi Trakya’nın Efes’i durumundadır. Toprak altındaki şehir ortaya çıkarıldığında
turizme büyük hizmet edilmiş olacaktır.
Marmara Ereğlisi’nin kuzeyindeki düzlük ve sırtların üzerinde 8 tümülüs bulunur. Çoğunlukla sivri
konik biçimli olan ve yığma tepelerin çevresinde krepis yoktur. Hiç birinde (Tümülüs) mezar odası görülmemekle
beraber, hemen hepsinin üzerinde ellenmiş olduklarını belirten büyük ya da ufak göçmeler bulunmaktadır.
Tümülüsler kuzeyden güneye, deniz kıyısına dikey üç sıra halinde dizilmişlerdir.
Batıdaki sıra; Kukunartepe, Kalemistepe, ortadaki sıra; Çiçeklitepe, Yılmatepe, Miltepe, Doğudaki
sıra küçük Metristepe, Büyük Metristepe ve Bekçitepedir.
Çorlu yolu üzerinde Omurca çiftliğinde Rumlardan kalma büyük bir şaraphane, kilise ve sarnıç yer almaktadır.
1876-1878 Osmanlı-Rus savaşı sırasında kısa bir süre bölge Ruslar tarafından işgal
edilmiştir. Teşkilatlı limanı ve feneri olan Ereğli’ye İstanbul’dan “İdare-i
Mahsusa” vapurları düzenli sefer yapıyorlardı.
Balkan savaşında (1912) Bulgar işgali sırasında, bölge halkı zorlu günler geçirmiş,ancak
hemen sonra M.Ereğlisi ve Tekirdağ kıyılarına çıkarma yapan Osmanlı ordusu, Bulgarları
geriye püskürtmüştür. 20 Temmuz 1920 günü sabahı, İngilizlerin himayesindeki Yunanlılar, Ereğli ve
Tekirdağ kıyılarına çıkarma yapmışlardır.
İstiklal Savaşında “Trakya-Paşaeli Mudafaa-ı Hukuk Cemiyeti” düşman işgalinden
kurtulmak çabalarını sürdürmüştür. Anadolu ‘da Büyük Taaruzun başlaması ile , Türk Ordusunun
önünden kaçan çok sayıda Rum, deniz yoluyla Ereğli’ye gelmiş, daha sonra Çorlu’ya geçerek Yunanistan’a
gitmişlerdir. Nihayet 1922 yılında tekrar Türklerin eline geçmiştir.
TARİHİ-KÜLTÜREL ve ARKEOLOJİK DEĞERLER:
Marmara Ereğlisi Trakya’nın Efes’i durumundadır. Toprak altındaki şehir ortaya çıkarıldığında
Kültürel ve Arkeolojik değerler sergilenme imkanına kavuşacaktır.
Şehirde Osmanlı çağında yapılmış en önemli ve tek eser olan Sadrazam Cedit Ali Paşa
Camisi de bulunmaktadır. Cami bugün çeşitli onarım ve değişiklikler geçirmiş olması nedeniyle
eski hüviyetini büyük çapta kaybetmiş durumdadır.
Kaynak:Tekirdağ Valiliği
www.tekirdag.gov.tr
|